Bahar Geldi, Tarla Çağırıyor: Organik Çiftlikte Mart Günleri

Soğuk kış günlerini nihayet geride bıraktık. Artık tarla bizi çağırıyor: yazlık bitkiler için toprak hazırlığı, gübreleme, fide seralarının bakımı, sulama sistemlerinin kurulumu… Liste uzayıp gidiyor.

Geceler hâlâ dondurucu. Fide seralarımızı ısıtmadan yatmak mümkün değil. Sobayı yakmak, fanları ayarlamak, termometreyi defalarca kontrol etmek… Bu iş başlı başına bir mesai. Gündüzleri ise telefon elimizde, hava durumu uygulamasına kilitleniyoruz. Bir anda bastıracak uzun süreli yağış, planlarımızı altüst edebilir. Bazen işleri yetiştirmek için traktörün farları altında gece yarılarına kadar çalışıyoruz.

Aksilikler mi? Onlar bu mesleğin gölgesi gibi hep yanımızda. Traktör arızası, sulama hattında patlak, ekipman bozulması… Yıllar geçtikçe bunlara karşı bir tür bağışıklık geliştiriyorsunuz. İlk başlarda her sorun sinirleri bozarken, şimdi “yine mi?” deyip gülüp geçebiliyoruz. Ama dürüst olayım: bazı günler sabrımız hâlâ limitlerinin ötesinde sınanıyor.

Organik tarımda her şey iklime, toprağa ve canlılara bu kadar bağımlı olunca, işin bir kısmı da şansa kalıyor. Biz o şans faktörünü olabildiğince azaltmak için yıllardır önlem üstüne önlem alıyoruz: daha sağlam ekipman, yedek sistemler, erken hazırlıklar, örtü bitkileriyle çeşitlilik… Yine de her sezon yeni bir sınav.

Tarım zaten başlı başına tecrübe isteyen bir alan. Organik tarımda ise bu tecrübeyi kazanmak katbekat zor. Bazen kendimize bile şaşırıyoruz: “Bu kadar işi nasıl hallediyoruz?” diye. Ama 10 yılı geride bırakınca fark ettik ki, ilk yıllarda yaptığımız hatalar en değerli öğretmenlerimiz olmuş. Artık o hataları tekrarlamıyoruz, planlarımızı çok daha gerçekçi kuruyoruz ve her yeni bahara bir önceki yıldan daha hazırlıklı giriyoruz.

Hâlâ sayısız zorlukla boğuşuyoruz, evet. Ama o ilk acemi çiftçiler değiliz artık. Harcanan emek, para, uykusuz geceler, mental yorgunluk… Hepsi arazide kendini gösteriyor. Her yıl biraz daha verimli, biraz daha sağlıklı, biraz daha dirençli bir ekosistem kuruyoruz.

Bu esnada dünya konjonktürü de bize pek yardımcı olmuyor, bu doğru. Yine de umudumuzu kaybetmiyoruz. Daha huzurlu, daha adil, barış dolu bir dünyada üretmeye devam edebilmeyi diliyoruz.

Ve tabii ki en büyük teşekkür sizlere: bu yolda bize destek olan, ürünlerimizi tercih eden, hikayemizi okuyan her bir türeticiye. Siz olmasanız ne bugünlere gelebilirdik ne de bu emek bu kadar anlamlı olurdu.

Herkese bol verimli, sağlıklı, mutluluk dolu bir bahar diliyorum.

RELATED ARTICLES