Köyde (Tarım Yapmadan) Yaşamak

Köylerle ilgili kafamızda yer etmiş bazı güçlü tabular maalesef hâlâ devam ediyor. Köy dendiğinde çoğu insanın aklına, imkânların yetersiz olduğu, herkesin tarım ya da hayvancılık yaparak geçimini sağladığı “geri kalmış” yerler geliyor. Oysa bugün köyler, şehirlere güzel bir alternatif sunmaya başladı ve her geçen gün kırsalda yaşamak çok daha mümkün hale geliyor.

Bu yıl itibarıyla köydeki 10. yılımızı tamamlıyoruz. Dürüst olmak gerekirse ilk yıllar hiç de kolay değildi. Özellikle yol, internet, elektrik, su, ulaşım, ısınma ve barınma gibi temel konularda ciddi sıkıntılar yaşadık. Bu yüzden Gözde ve o zamanlar sadece 6 aylık olan oğlumuzun köye taşınmasını neredeyse bir yıl ertelemek zorunda kaldık. Çiftliğin kurulum süreci ve tarım konusunda son derece tecrübesiz olmamız, bizi fiziksel, mental ve maddi anlamda da epey yıprattı.

Zamanla kendi düzenimizi kurarken, köydeki imkânlar da peş peşe iyileşmeye başladı. Şu an yaşadığımız yerde, şehirdeki birçok imkânla kıyaslanabilecek seviyede altyapı ve ulaşım hizmetine sahibiz. Tabii ki bütün köylerde imkanların bu kadar iyi olmadığını biliyorum. Ancakbüyükşehirlere yakın köylerde yaşam şartlarının eskisiyle kıyaslanmayacak kadar geliştiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Aslında bu gelişme, şehir hayatından bunalmış aileler için önemli bir fırsat yaratıyor. Şehirde bir apartman dairesi almak yerine köyde bir ev planlamak, geleceğiniz ve sağlığınız açısından çok daha akıllıca bir tercih olabilir. Elbette bu noktada doğru lokasyonu seçmek kritik önem taşıyor. Köyün tam içinde yaşamak bazı kültür çatışmalarına yol açabilirken, köyden fazla uzak bir noktada ise güvenlik ve aidiyet duygusu açısından sıkıntı yaşanabiliyor. Karar vermeden önce bu gibi birçok detayı dikkatlice değerlendirmek önemli.

Köyde yaşama fikrini insanların gözünde en çok zorlaştıran konulardan biri de okul meselesidir. Köy okulları genellikle yetersiz kalıyor ve iyi bir alternatif oluşturmuyor. Bu yüzden çocuk sahibiyseniz ya da düşünüyorsanız, çoğu zaman tek seçenek onları her gün şehir merkezindeki okula götürüp getirmek oluyor. İşte bu nedenle yaşanacak yeri seçerken okula olan mesafe önemli bir kriter haline geliyor. Bizim yaşadığımız yerden şehir merkezindeki okula araçla sadece yarım saatlik bir yol var. Şehirde yaşayan birçok kişinin her gün trafikte harcadığı saatleri düşününce, doğanın içinde sabah akşam yarım saatlik bir yolculuk bizim için gerçekten sorun edilecek bir mesele olmuyor.

Tabii bu durum, iki ebeveynin de aynı anda gün boyu köyde olma ihtimalini büyük ölçüde azaltıyor. Bizim ailemizde ben gün içinde çiftlikle ilgilenirken, Gözde çocukları okula bıraktıktan sonra genellikle gününü şehirde geçiriyor ve akşam tekrar alıyor. Her ailenin dinamikleri farklı elbette. Bazı aileler iki ebeveynin de şehirde çalışmaya devam ettiği bir modeli de tercih edebiliyor. Burada en önemli nokta şu: Köyde yaşamak için mutlaka tarım yapmak zorunda değilsiniz.

Aslında kafamızda yer eden tabuların en önemlilerinden biri de tam olarak bu. Sanki köye taşınan herkesin bir şekilde toprağa bağlanması, tarım ya da hayvancılık yapması gerekiyormuş gibi bir önyargı var. Oysa kırsala sadece şehrin keşmekeşinden kurtulmak, temiz bir çevrede yaşamak, sevdiklerinizle daha kaliteli zaman geçirmek için de taşınabilirsiniz.

Biz köye taşındıktan sonra yakın arkadaşlarımızın birçoğunda da bu tabular yavaş yavaş yıkıldı. Artık bir kısmı geleceklerini bu köyde planlıyor; bazıları evlerini inşa etti, bazıları ise taşınma hazırlığı yapıyor. Önemli not: Hiçbiri tarım sektörüne girmeyi düşünmüyor.

Siz de ilk bakışta radikal gelen, ama aslında sandığınızdan çok daha kolay ve mümkün olan bu seçeneği bir değerlendirin derim. Özellikle sevdiğiniz insanlarla bu yola çıkarsanız, her şeyin çok daha keyifli ve kolay olduğunu göreceksiniz.

Herkese mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum. Haftaya yeni bir yazıyla görüşmek üzere.

 

RELATED ARTICLES